Altın fiyatları, geçtiğimiz hafta yaşanan sert dalgalanmaların ardından yeni haftaya güçlü bir başlangıç yaparak ons başına 5.038 dolar seviyesine yükseldi.
Küresel piyasalarda güvenli liman arayışı, Çin Merkez Bankası’nın (PBOC) kesintisiz alımları ve ABD’den gelecek kritik makroekonomik veriler öncesinde altın üzerindeki talep canlılığını koruyor. Spot altın fiyatları Asya seansında %1,6 oranında değer kazanırken, Nisan vadeli kontratlar %1,7 artışla 5.064 dolar seviyesinden işlem gördü. Geçtiğimiz aylarda rekor seviyelerden gelen kâr realizasyonları ve ABD Merkez Bankası (Fed) başkanlığı için Kevin Warsh’ın aday gösterilmesinin yarattığı volatilite, piyasalarda kısa süreli bir “reset” etkisi yaratsa da, ana trendin yukarı yönlü olduğu gözlemleniyor.
Altın piyasasında Çin etkisi ve merkez bankası stratejileri

Küresel emtia piyasalarında altın fiyatlarını destekleyen en önemli yapısal unsurlardan biri, merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme stratejileri olmaya devam ediyor. Çin Merkez Bankası (PBOC), Ocak ayında da altın rezervlerini 40 bin troy ons artırarak alım serisini üst üste 15. aya taşıdı. Bu hamle, gelişmiş ekonomilerdeki mali genişleme ve borç yüküne dair endişelerin arttığı bir dönemde, sarı metalin varlığının stratejik bir rezerv aracı olarak önemini bir kez daha tescilledi.
ANZ analistleri, büyük kurumsal yatırımcıların son satış baskısına rağmen altını cazip bir yatırım aracı olarak görmeye devam ettiğini belirterek, PBOC’nin bu tutarlı tavrının piyasada güçlü bir destek seviyesi oluşturduğunu vurguluyor.
Sektör temsilcileri, sadece Çin değil, pek çok gelişmekte olan ülke merkez bankasının da benzer bir yol izlediğini kaydediyor. Dünya Altın Konseyi verilerine göre, 2025 yılının son çeyreğinde artış gösteren resmi kurum alımları, yıllık toplamı 860 tonun üzerine çıkardı. Her ne kadar bu rakam önceki yılların rekor seviyelerinin bir miktar altında kalsa da, jeopolitik belirsizliklerin ve “de-dolarizasyon” (dolarsızlaşma) eğiliminin sürmesi, değerli metalin talebinin 2026 yılı genelinde de yüksek seyretmesine neden oluyor.
Japonya’da Başbakan Sanae Takaichi’nin hafta sonu kazandığı seçim zaferi ise ülkede daha agresif bir mali genişleme beklentisini doğurarak, küresel çapta itibari para birimlerine karşı sert varlıklara olan ilgiyi canlı tutuyor.
ABD ekonomik verileri ve Fed politikalarında Warsh etkisi

Piyasaların odağı bu hafta ABD’den gelecek iki kritik veriye çevrilmiş durumda: Çarşamba günü açıklanacak tarım dışı istihdam raporu ve Cuma günü yayımlanacak tüketici fiyat endeksi (TÜFE). Bu veriler, Fed’in faiz politikasına dair yol haritasını netleştirmesi açısından büyük önem taşıyor. Özellikle Donald Trump’ın Fed başkanlığı için Kevin Warsh’ı aday göstermesi, piyasalarda daha kuralcı ve bilanço odaklı bir para politikası beklentisini güçlendirdi.
Warsh’ın adaylık sürecinin ilk aşamalarında doların güçlenmesi, altın ve gümüş piyasalarında kısa süreli sert bir düşüşe (plummet) yol açmış olsa da, analistler bu durumun aşırı ısınan piyasa için bir düzeltme fırsatı sunduğunu ifade ediyor.
Gümüş piyasası da geçtiğimiz haftaki türbülanstan en çok etkilenen varlıklardan biri oldu; ancak yeni haftada %5,3’lük bir sıçrama ile 82 dolar seviyesine geri dönerek toparlanma sinyali verdi. Uzmanlar, gümüşün endüstriyel kullanım alanlarının genişlemesi ve altın ile olan rasyosunun tarihsel ortalamalara dönme çabası nedeniyle volatil kalmaya devam edeceğini öngörüyor.
Platin ise benzer bir ivme yakalayamayarak 2.105 dolar seviyelerinde yatay bir seyir izledi. Yatırımcılar, ABD enflasyon verisinin beklentilerin üzerinde gelmesi durumunda doların yeniden güç kazanabileceğini ve bu durumun metal fiyatları üzerinde geçici bir baskı oluşturabileceğini değerlendiriyor.
Gelecek beklentileri ve hedefler

Altın fiyatlarındaki bu hareketlilik, küresel finansal sistemin içinden geçtiği dönüşüm sürecinin bir yansıması. 2026 yılının başında 5.000 dolar barajının aşılması, hem enflasyondan korunma güdüsünün hem de jeopolitik risklerin bir sonucudur. JPMorgan ve Goldman Sachs gibi dev kurumlar, ons fiyatlarının yılın ikinci yarısında 6.000 dolar seviyelerini test edebileceğine dair projeksiyonlarını koruyor.
Özellikle ABD ile İran arasındaki diplomatik temasların seyri ve Çin ekonomisindeki teşvik paketlerinin büyüklüğü, altın yatırımcıları için anahtar değişkenler olmaya devam edecektir. Sonuç olarak, yüksek volatiliteye rağmen altın, portföy çeşitlendirmesinde vazgeçilmez bir “güvenli liman” olma niteliğini koruyor ve piyasa katılımcıları bu hafta gelecek verilerle birlikte yeni pozisyonlarını şekillendirmeye hazırlanıyor.
yorum Yap
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *
